26 Kasım 2012 Pazartesi

vücudumuzdaki sistemler

6.SINIF



5.üNiTE:VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER
Bir canlının canlılık özelliğini taşıyan en küçük yapı birimine hücre denir. Aynı yapı ve görevdeki hücreler birleşerek dokuları, benzer görevdeki dokular birleşerek organları, benzer görevdeki organlar birleşerek sistemleri, sistemlerde birleşerek canlı organizmayı oluşturur.
İnsan vücudunda destek ve hareket sistemi, dolaşım sistemi, bağışıklık sistemi, solunum sistemi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, üreme sistemi, denetleyici ve düzenleyici sistemler gibi sistemler bulunur.
1 DESTEK VE HAREKET SISTEMI
İnsanlar ve hayvanlar hareket etme özelliğine sahiptirler. Bu hareketlerinin büyük bir kısmı besin bulma, düşmandan kaçma gibi gereksinimlerden ortaya çıkar. İnsanlar hareketlerini destek ve hareket sistemi ile gerçekleştirir .
Destek ve hareket sistemi üç kısımda incelenir
1.İskelet
2.Eklemler
3.Kaslar

İSKELET SİSTEMİ

Kemiklerden oluşmuş, eklem ve bağlarla birbirine tutturulmuş etrafı kaslarla sarılı yapıya iskelet denir.
İskeletimiz :
1.Vücudumuza genel şeklini verir.
2. Hareket etmemizi sağlar.
3. Vücudumuza desteklik sağlar.
4. İç organlarımızı korur.
5. Vücudumuzun dik durmasını sağlar.
İnsan iskeleti üç bölümde incelenir.
1)Baş iskeleti
2)Gövde iskeleti
3)Üyeler








BAŞ İSKELETİ

Baş iskeletini, kafatası ve yüz kemikleri oluşturur. Baş iskeletinde 22 kemik bulunur. Bunların 8’i kafatasını, 14’ü yüz iskeletini oluşturan kemiklerdir.
Kafatasını oluşturan yassı kemikler birbirlerine sıkıca bağlanarak oynamaz eklemleri oluştururlar. Yeni doğmuş bebeklerde kafatası kemiklerinin çoğu ince ve yumuşaktır. Birbirleriyle kaynaşmamış durumdadır. Birbirleriyle kaynaşmaları doğumdan iki yıl sonra tamamlanır. Kafatası kemikleri beyin ve beyincik gibi yapıları korur.

GÖVDE İSKELETİ

Gövde iskeleti; omurga, kaburga kemikleri, göğüs kemiği, omuz ve kalça kemerinde oluşur.

Omurga:

Vücudun gövde kısmında bulunur ve üst üste dizilmiş omur adı verilen kemiklerden oluşmuştur. Her omurda bir omur deliği vardır. Omurların delikleri aynı hizaya gelerek omurga kanalını oluşturur ve omurga kanalı içerisinde omurilik siniri bulunur. Omurga sırt bölgesinde boyundan başlar, kuyruk sokumuna kadar ilerler.
Omurga beş bölgeden oluşmuştur. Bunlar boyun bölgesi 7,
sırt bölgesi 12, bel bölgesi 5, sağrı bölgesi 5, kuyruk sokumu bölgesi 5 omurdan oluşmuştur. Bu omurlar kısa kemiğe örnektir ve bu omurlar arasında yarı oynar eklemler bulunur.

Gelişimini tamamlamış bir insanda omurga S harfi şeklinde kıvranabilen bir yapıdadır. Bu eğrilik omurgaya yaylanma yeteneği ve dengede kolaylık sağlar.

Göğüs kafesi: Sırt omurları, kaburga kemikleri ve göğüs kemiğinden oluşur . Bu bölge Akciğer ve kalbin korunduğu bölgedir.Göğüs kafesinin tam ortasında bulunan üst kısmı geniş aşağıya doğru sivrilen yassı bir kemik vardır. Bu kemiğe göğüs kemiği denir. Göğüs kemiği kaburgalar ve köprücük kemikleriyle birleşerek eklem yapar.


Kaburgalar sağda ve solda olmak üzere 12 çifttir.Her omuz kemerinde iki kemik bulunur. Bunlar kürek ve köprücük kemiğidir.


ÜYELER İSKELETİ
Üyeler İskeleti: Kol ve bacak kemiklerinden meydana gelir. Kollar ve bacaklar kemik köprülerle gövdeye bağlanır. Üyelerin gövdeyle yaptıkları eklemler oynar eklemlerdir.


Kol kemiğiBacak kemiği




İskelet sistemimiz esas olarak kemiklerden oluşur.Kemikler esnek yapılı kıkırdaklardan gelişir. Doğumdan sonra kalsiyum ve fosfor minerallerinin birikmesiyle kıkırdak sertleşir ve kemik oluşur.


KEMİĞİN YAPISI VE ÇEŞİTLERİ



Kemik zarı (Periost) : Kemiğin enine büyümesini, beslenmesini, kırılma ve çatlamalarda onarılmasını sağlar.

Kıkırdak Doku : Eklem bölgelerinde, hareket esnasında kemiğin aşınmasını önler. Ayrıca kemiğin boyca uzamasını sağlar.

Süngerimsi Kemik Doku :İçinde kırmızı iliği bulundurur. Kırmızı kemik iliği kan hücreleri üretir.

Kırmızı İlik :Kemiklerin iç kısmında bulunan süngerimsi kemik doku içinde kırmızı kemik iliği bulunur. Alyuvarları (kan hücreleri) üretir.

Sarı ilik :Uzun kemiklerin ortasında bulunan kemik kanalı içinde sarı kemik iliği bulunur. Yağ depolar ve kan hücreleri (akyuvarlar) üretir.

Sert (sıkı) Kemik : Kemiğe sertlik ve direnç kazandırır. Kemiğe sertliği veren maddelerin başında kalsiyum ve fosfor tuzları gelir.



Kemikler şekillerine göre üçe ayrılır:
ŞEKİLLERİNE GÖRE KEMİKLER




UZUN KEMİKLER

YASSI

KEMİKLER

DÜZENSİZ

KEMİKLER

KISA KEMİKLER




KOL VE BACAK KEMİKLERİ
KAFATASI, KABURGA, GÖĞÜS, KALÇA,
KÜREK KEMİKLERİ
OMURLAR
EL VE AYAK KEMİKLERİ




EKLEMLER

Kemikleri birbirlerine bağlayan yapılara eklem adı verilir. Eklemlerolmadan, vücudumuz hareket edemez ve dimdik dururdu.

Kemiklerin bağlanma yerleri olan eklemler üç grupta toplanır:

a)Oynamaz Eklemler: Kafatası, kalça kemiği, leğen kemiği gibi iskeletin hareket etmeyen kısımlarındaki kemiklerde görülür.Eklem sıvısı ve eklem kapsülü burada bulunmaz.








b. Yarı Oynar Eklemler: Omurlar arasında ve göğüs kafesinde görülen eklemlerdir. Omurlar arasındaki kıkırdak diskler esneklik sağlanmasında yardımcı olur.




c. Oynar Eklemler: Vücudun hareket işlevini üstlenmiş kemiklerde görülen, tam hareketli eklemler olup kol ve bacak kemiklerinde görülür. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları bağ dokusundan meydana gelmiş ortak bir kapsül ile çevrilidir. Eklem kapsülünün iç yüzeyi ince bir zar ile örtülüdür.


KASLAR

Kaslar, vücudun hareket sistemini oluşturan yapılardır. Vücudun hemen hemen yarısını kaslar oluşturur.Vücudumuzda bütün hareketlerden sorumlu olan üç çeşit kas vardır.



1. KIRMIZI KASLAR ( ÇİZGİLİ KASLAR)

İskeletimizi oluşturan kaslardır. Bu kaslara iskelet kasları da denir. İsteğimize bağlı olarak çalışır. Ağızda, gözde, parmaklarda yer alır.

2 . DÜZ ( BEYAZ )KASLAR ( ÇİZGİSİZ KASLAR )

İsteğimiz dışında yaşam boyu çalışan kaslardır. Sindirim, Solunum, Boşaltım ve Üreme sisteminde yer alan organlarda bulunur. Çalışmaları yavaş, kasılmaları güçsüzdür.

3. KALP KASI

Kırmızı kas olmasına rağmen istek dışı çalışır. Kalp duvarında bulunur ve kendi özel ritmiyle kasılır. Kalbimizden vücudumuza hiç yorulmadan kan pompalar. Çalışması otonom sinir sistemleri tarafından düzenlenir.





2.DOLAŞIM SİSTEMİ


Dolaşım sistemi maddelerin vücutta dolaşımını sağlayan bir sistemdir. Kapalı ve açık olmak üzere iki sisteme ayrılır. Açık dolaşım sistemi yumuşakçalar ve eklembacaklılar gibi omurgasızların büyük bir kısmında görülür. Tüm omurgalıların,halkalı solucanların ve kafadanbacaklıların dolaşım sistemleri kapalıdır; yani kan, kan damarlarından oluşan sistemden çıkmaz. Kan damarları atardamar, kılcaldamar ve toplardamardan oluşur.

İnsanda çok gelişmiş bir kapalı dolaşım sistemi vardır. Kapalı dolaşım sisteminin ana yapıları kalp, kan ve kan damarlarıdır.


KALP
Göğüs kafesi içerisinde ve 2 akciğer arasındaki boşlukta bulunur. Etrafını çeviren kemik kafes, kalbi çalışması esnasında korur. Yaklaşık yumruk büyüklüğünde olan bir kalp bir pompa gibi çalışarak kan sıvısının damarlar içerisinde hareketini sağlar.
KALBİN YAPISI

Kalbin üzerinde kalın, esnek ve dayanıklı bir zar (Perikard) bulunur. Bu zar ile kalp arasında kaygan bir sıvı vardır. Bu sıvı kalbin daha rahat çalışmasını sağlar. Kalbin duvarları çizgili (kırmızılı) kaslardan yapılmıştır. Kalp kası ritmik ve hızlı kasılır.

İnsanlarda kalp iki kulakçık ve iki karıncık olmak üzere dört gözlüdür. Kalbin sol bölümünde temiz kan, sağ bölümünde ise kirli kan bulunur.Kalp kaslarının beslenmesini koroner damarlar sağlar. Dört odacıklı olan kalbin üstteki 2 odacığına kulakçık denir. Kulakçıklar toplardamarlarla bağlantılıdır. Alttaki iki odacığına da karıncık denir. Karıncıklar atardamarlar ile bağlantılıdır. Kalpte kulakçıklar ile karıncıklar arasında tek yönlü açılan kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar karıncıkların kasılması sırasında kanın geriye dönmesini önler(8).

KALBİN ÇALIŞMASI
Kalp, kasılıp – gevşeyerek çalışır. Kasılma sırasında ilk önce kulakçıklar kasılıp kanı karıncıklara pompalar, daha sonra ise karıncıklar kasılarak kanı kalpten vücuda pompalar.Kulakçıkların kasılması esnasında; sağ kulakçık, vücut toplardamarından kirli kanı emer. Sol kulakçık, akciğer toplardamarından temiz kanı emer.Karıncıkların kasılması esnasında; sağ karıncık akciğer atardamarına kirli kanı pompalar. Sol karıncık aort atardamarına temiz kanı pompalar.
DAMARLAR
Atardamarlar: Kalpten çıkan kanı organ ve dokulara taşıyan damarlardır. Atardamarlar geniş, esnek ve sağlam bir yapıdadır. Dokuları oluşturan hücrelere besin ve oksijen taşırlar. Kalpten akciğer atardamarı ve aort damarları çıkar. Akciğer atardamarı hariç bütün atardamarlar temiz kan taşır. Akciğer atardamarı kirli kan taşır. Atardamarlar karıncıklardan çıkarlar.
Toplardamarlar: Tüm organlara yayılan kanı, yeniden kalbe getiren damarlardır. En önemlileri, vücutta kirlenen kanı taşıyan alt ve üst ana toplardamarlardır. Akciğer toplardamarı ise akciğerde temizlenen kanı kalbin sol kulakçığına taşır. Toplardamarlar vücuttaki kanı, kulakçıklara getirir.
Kılcal damarlar: Kandaki besin ve oksijenin hücrelere geçmesini sağlayan damarlardır. Atardamarlar ve toplardamarlar arasında bulunurlar. Vücudu bir ağ gibi sararlar. Kılcal damarların ince duvarından sindirim ürünleri ve oksijen hücrelere geçer. Hücrelerde oluşan karbon dioksit ve diğer artık maddeler, toplardamarların kılcal uçlarına verilir.
KAN DOLAŞIMI
İnsanda, kan dolaşımı büyük ve küçük kan dolaşımı olmak üzere ikiye ayrılır.
a. Küçük Kan Dolaşımı
Vücutta kirlenen kanın temizlendiği dolaşım çeşididir. Sağ karıncıkta başlar, sol kulakçıkta biter. Sağ karıncıktaki kirli kan akciğer atardamarıyla akciğere götürülüp temizlenir. Temizlenen kan, akciğer toplardamarıyla kalbin sol kulakçığına getirilir. Bu dolaşıma küçük kan dolaşımı denir.
b. Büyük Kan Dolaşımı
Akciğerde temizlenen kanın vücuda dağıtılıp, vücutta kirlenen kanın kalbe getirildiği dolaşım çeşididir. Sol karıncıkta başlar, sağ kulakçıkta biter. Sol karıncıktaki temiz kan, aort atardamarı ve diğer atardamarlarla iç organlara ve tüm dokulara taşınır. Kılcallarda oksijen ve karbondioksit değişimi olur. Kirlenen kan toplardamarlarla kalbin sağ kulakçığına getirilir.
KAN
Kan,atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvarve kan pulcukları) meydana gelmiş kırmızırenkli hayati bir sıvıdır.
Alyuvar: Yapılarındaki hemoglobinden dolayı kana kırmızı rengini veren hücrelerdir. Oluştuklarında çekirdeklidirler, ancak olgunlaştıklarında çekirdeklerini kaybederler.
Alyuvarlar, solunum organlarından aldıkları oksijeni dokulara taşır ve dokulardan alınan karbondioksitin solunum organlarına taşınmasına yardımcı olurlar.
Akyuvarlar:Beyaz renkli iri çekirdekli, büyük ve sabit bir şekli olmayan kan hücreleridir. Kemik iliği ile lenf düğümlerinde ve dalak, timüs gibi lenf dokularında üretilirler. Ömürleri birkaç gündür. Akyuvarlar, mikropları yutarak veya onlara karşı antikor üreterek vücudun savunmasını sağlarlar. Yapı olarak alyuvarlardan daha büyüktürler.Kan pulcukları: Kemik iliğindeki iri yapılı hücrelerden oluşan kandaki en küçük parçacıklardır. Tam bir hücre yapısında olmadıklarından ömürleri kısadır. Kanın pıhtılaşmasını sağlarlar. Böylece kan kaybını önlerler.
KAN GRUPLARI
Kana kırmızı rengini veren alyuvarlar, üzerlerinde taşıdıkları özel kan proteinleri etkisiyle kan gruplarının oluşmasını sağlar. Bu özel proteinler 3 çeşittir. A, B ve Rh proteinlerinin alyuvarlarda bulunup bulunmamalarına göre çok sayıda kan grubu oluşur.
A grubu : Alyuvarların yapısında A proteinleri bulunur.
B grubu : Alyuvarların yapısında B proteinleri bulunur.

AB grubu : Alyuvarların yapısında hem A hem de B proteinleri karışık olarak bulunur.
O grubu : Alyuvarların yapısında A ve B proteinleri bulunmaz.
Rh (+) grubu : Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunur.
Rh (-) grubu : Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunmaz.






LENF SİSTEMİ
Lenf sistemi, lenf damarları ve lenf düğümlerinde oluşur. Kan damarlarına geçemeyen doku sıvısı, küçük proteinler ve akyuvarlar lenf kılcalları ile alınıp büyük lenf damarlarına verilir. Lenf damarları da kan damarları ile birleşerek lenfi kana karıştırır.
3.SOLUNUM SİSTEMİ




Havadan alınan oksijenle hücrelerdeki besin maddelerinin yakılıp enerji elde edilmesi olayına solunum denir. Kandakikarbondioksit (CO2) gazının oksijen gazı(O2) ile yer değiştirmesini sağlayan sistem ise solunum sistemidir.
Solunum sistemini oluşturan organlar burun, yutak, soluk borusu, akciğerler ve bronşlardır.


Burun: Solunum sisteminin dışarı açılan kısmıdır. Burun içindeki kıllar ve nemli yüzey, havanın içindeki tozların tutulmasını sağlar. Ayrıca burun içindeki nemli yüzey ve burun içinin kıvrımlı oluşu soğuk havalarda, havanın ısınarak akciğerlere gitmesini sağlar. Burnun en uç kısmındaki koklama sinir uçları, havadaki küçük parçacıklar tarafından uyarılarak koku alma faaliyetini yapar.
Yutak:Yutak ağız ve burun boşluğunu, soluk ve yemek borusuna birleştiren kısımdır.
Soluk borusu:Yutak ile akciğer arasında kalan 10-12cm uzunluğundaki borudur. Soluk borusunun başlangıç bölümü gırtlaktır. Gırtlakta ses telleri vardır. Ayrıca küçük dil yutkunurken soluk borusunu kapatır. Soluk borusunun iç yüzeyi nemli ve tüylerle kaplıdır. Bunlar soluk borusuna kaçan toz gibi maddeleri yakalayarak öksürük ve balgamla dışarı atar. Soluk borusunun alt kısmı bronş adı verilen iki kola ayrılır. Bronşlardan biri sağ, diğeri sol akciğere bağlanır. Soluk borusu üst üste dizilmiş kıkırdak halkalardan oluşmuştur.
Akciğerler: Göğüs kafesi içinde yer alır ve akciğerler solunumun en önemli organlarından biridir. Akciğerler Plevra adı verilen sağlam bir zarla çevrilir. Bu zar akciğerleri darbe, basınç gibi dış etkenlerden korur. Akciğerler sağ ve sol olmak üzere iki parçadır. Ayrıca her bir parça lob denilen bölümlere ayrılmıştır. Sağ akciğer üç, sol akciğer ise iki lobdan oluşur. Bronşlar akciğerlere girdikten sonra daha ince dallara ayrılır. Bu ince dallara bronşçuk denir. Bronşçuklar üzüm salkımı şeklinde hava keseleri ile sonlanır. Bu hava keselerine alveol denir. Alveoller akciğer yüzeyinin daha geniş olmasını sağlar. Bu özellik solunumu kolaylaştırır. Hava ile kan arasındaki gaz alışverişi alveollerde yapılır.
Solunum sisteminde solunum organlarının yanı sıra kaburgalar, göğüs kasları ve diyafram bulunur.
Diyafram: Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kuvvetli bir kastır.Kasılıp gevşemesi ile akciğerlerin hacmi değişir ve akciğerlere hava girip çıkmasını sağlar.
Göğüs kasları: Kasılıp gevşeme yaparak göğüs kafesinin hacmini değiştirir.


SOLUK ALIP VERME OLAYI
Soluk Alma:

Kaburga ve diyafram kasları kasılır.

Göğüs boşluğu ve akciğerler genişler.

Ciğerler temiz hava ile dolar.

Soluk Verme:

Kaburga ve diyafram kası gevşer.

Göğüs boşluğu ve akciğer daralır.

Ciğerlerdeki kirli hava dışarı atılır.



4.MİKROPLARLA SAVAŞ
İçtiğimiz suda, yediğimiz yiyeceklerde, soluduğumuz havada gözümüzün göremeyeceği kadar küçük canlılar vardır. Bunlara mikroorganizma adı verilir. Mikroorganizmalar yararlı ve zararlı olabilirler. Hastalıklara sebep olan mikroorganizmalara mikrop adı verilir. Birçok hastalığa sebep olan bu mikroplar virüsler ve bakterilerdir.
Mikropların vücutta oluşturdukları zararlı kimyasal maddeler toksin(zehir) denir. Vücut ise bu toksinlere karşı antikor oluşturur. Antikor mikropların ve toksinlerin etkisiz hale gelmesini sağlar.

Virüsler:Elektron mikroskopu ile görülen, organel ve sitoplazması olmayan, hücre dışında kristalleşen, zorunlu hücre içi parazitlerdir. Virüsler büyüyemez ancak çoğalabilirler. Virüsler; AIDS, suçiçeği, çocuk felci, hepatit, grip, kızamık, siğil, kabakulak, kuduz, kuş gribi gibi hastalıklara yol açarlar.
Bakteriler: Tek hücreli canlılardır. Hücre zarı ,sitoplazma ve sitoplazma içine dağılmış genetik materyali bulunan canlılardır. Mitokondri ve kloroplast bulundurmazlar.. Zararlı bakteriler; üst solunum yolları enfeksiyonu, tifo, dizanteri, kolera, tetanoz, difteri, zatürre ve verem gibi hastalıklara yol açarlar. Yararlı bakteriler ise peynir, yoğurt, ekmek, sirke ve B ile K vitaminin üretiminde görev alırlar.


Bağışıklık sistemi: Vücudumuzu hastalıklara ve mikroorganizmalara karşı koruyan sisteme bağışıklık sistemi denir.


1.Doğal bağışıklık: Doğuştan var olan bağışıklığa doğal bağışıklık denir. Doğal bağışıklık kalıtsal ve türe özgüdür. Doğal bağışıklık, anne karnında kazanılır.


2.Sonradan kazanılan bağışıklık

Aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere iki çeşittir.

Aktif bağışıklık:

İnsanların hastalığı geçirmesiyle veya zayıflatılmış mikropların aşı yoluyla vücuda alınmasıyla kazanılan bağışıklığa aktif bağışıklık denir. Hastalık geçirerek kazanılan bağışıklık, vücudun ürettiği antikorlarla sağlanan bağışıklıktır. Kızamık, su çiçeği, nezle, grip, tifo gibi hastalıklara karşı bağışıklık, hastalık geçirilerek kazanılır. Sağlıklıyken kazanılan bağışıklık, vücuda giren mikropların hastalık yapmasına fırsat verilmeden yok edilmesi ile kazanılan bağışıklıktır.

Aşı: Hastalanmadan önce alınması gereken bir önlemdir. Aşı, herhangi bir hastalığın etkisiz hale getirilmiş mikrobu ya da toksininden yapılır. Laboratuarda hazırlanan aşılar steril şişelerde saklanır. Aşılar insan vücuduna verildiğinde, vücutta o aşıya ait hastalığın antikoru üretilir. Böylece o hastalıktan korunma sağlanır.

Pasif Bağışıklık:

Serumların hasta vücuda verilmesiyle kazanılan bağışıklığa pasif bağışıklık denir. Pasif bağışıklık kısa sürelidir.

Serum: İçinde antikor olan sıvıdır. At, sığır, dana, koyun gibi hayvanların kanından elde edilir. Serum içinde antikorlar ve besin maddeleri vardır.



AŞI

·Sağlıklı insana yapılır.

·Tedavi edici değil, koruyucudur.

·Aktif bağışıklık sağlar.

·Zayıflatılmış mikroptur.

·Kazandırdığı bağışıklık süresi uzundur.

·Sadece uyarıcı etki yapar.

·Laboratuarda elde edilir.

SERUM

·Hasta insana verilir.

·Tedavi edici özelliğe sahiptir.

·Pasif bağışıklık sağlar.

·Antikor ve besin içerir.

·Etkisi kısa sürelidir.

·Hazır antikor verilir.
·Hayvan kanından elde edilir.



KAVRAM HARİTALARI










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder